Cumartesi, Mart 23, 2019
#eTurizm EnlerDeneyimlerKültür SanatMekanlarTurizm Haberleri

Bosna-Hersek gezilecek yerler

17görünüm

Osmanlı’ya olan hayranlığım sanıldığı gibi dizlerden meydana gelmiyor. Ülkemizin her köşesinde yer alan devasa yapıtları, onlarca farklı dil din ırkı bir arada huzur ortamında yönetilmesi ve manevi olarak her zaman dimdik bir duruş sergileyişi beni cezbeden. Gezip görmeyi ve bu harika devletin izlerini incelemeyi ülke sınırlarına taşımaktı uzun zamandır hayalim. Bu nedenle aklımın bir köşesinde her zaman Bosna-Hersek çok merak ettiğim ülkelerden biriydi. Ve birgün gidip görmek, üstelikte arkadaşlarımla birlikte o güzelim diyarları gezme fırsatını ele geçirdim. Sabiha Gökçen havaalanından kalkan uçağımız yaklaşık 1 saat 45 dakikalık bir uçuştan sonra Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’ya iniyor. Havaalanında daha önceden ayarladığımız güler yüzlü tur rehberimiz bizi karşılıyor. İndiğimizde öğle vakitleriydi. Karnımız acıktığı için rotamızı Saraybosna’daki tarihi Başçarşı’ya çeviriyoruz.

Başçarşı, Saraybosna’nın merkezinde bulunan, Osmanlı eserlerinin örneklerini, Türk-İslam sanatının inceliklerini görebileceğimiz tipik bir Osmanlı çarşısıdır. Bu mekânda gezerken kendinizi Anadolu’daki bir çarşıda geziyormuşunuz gibi hissediyorsunuz. Yani hiç yabancılık çekmiyorsunuz. Bir de kulağınıza Türkçe kelimeler gelince Türkiye’den gelenlerle etrafınızın sarıldığını görüyorsunuz. Sizden başka da birçok grubun burayı ziyarete geldiğine şahit oluyorsunuz. Başçarşı’da lezzetli Boşnak yemeklerini yiyebileceğimiz lokantalar da mevcut. Bu lokantalardan birine girip meşhur Boşnak köftesi (çevapi) yiyoruz. Çiğ soğan ve geleneksel pide ile birlikte gelen bu köftenin yanında Boşnak usülü ayran içiyoruz. Bu, ayrandan ziyade kefire benzeyen bir içeçek. Tabi meşhur Boşnak böreğini de tatmadan olmaz. Başka bir öğünde de lezzetli bu böreklerden yiyoruz.

Karnımızı doyurduktan sonra Başçarşı’daki tarihi yerlere uğruyoruz. Buranın en önemli tarihi eseri Gazi Hüsrev Külliyesi’dir. Kanuni’nin halasının oğlu olan Gazi Hüsrev Bey, Bosna’nın imar edilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Bu külliyede cami, şadırvan, mederese, mektep, ezan taşı ve saat kulesi gibi  tarihi eserler mevcut. İlginç olan bir şey daha var: O da bu külliye içinde Avrupa’nın ilk tuvaletinin yapılması.

 Başçarşı’da kırmızı kiremitli dükkânlar, hanlar ve kapalı çarşılar da bulunmaktadır. Bu dükkânlardan sevdikleriniz için hediyelik eşyalar alabiliyorsunuz. Tarihi Moriçe Han’da otantik kafeler sizleri bekliyor. Bu handa bir Türk çayı ya da Boşnak kahvesi içerek yorgunluğunuzu atabiliyorsunuz.

Başçarşı’dan ayrılıp Saraybosna şehrini gezmeye başlıyoruz. Şehri ikiye bölen Mlyaçka Nehri üzerinde birçok köprü var. Bu köprüler arasında en meşhuru ise Latin Köprüsüdür. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahtı Prensi Franz Ferdinand ve eşi bu köprü üzerinde 19  yaşındaki bir Sırp milliyetçisi tarafından suikasta kurban gidiyor. İşte bu olay Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasına neden oluyor. Bu köprünün önemi buradan geliyor.

 Mlyaçka Nehri’nin kenarında yürüyerek tarihi eserleri keşfe devam ediyoruz. Rehberimiz bize “İnat Evi” diye adlandırılan bir evi gösteriyor. Peki neden “İnat Evi” denilmiş buraya? Osmanlıdan sonra Bosna’ya yerleşen Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Saraybosna’da bir belediye binası yaptırmak ister. Fakat bir sorun vardır. Bu binanın yapılacağı yerde Boşnak bir kişinin evi vardır. Bu kişi, evini vermek istemez. Yüksek fiyatlar verilse de adam ikna olmaz. Epey  direnir Boşnak vatandaş. En sonunda nehrin karşı tarafına evinin aynısının yapılması şartıyla ikna olur. Şu anki “İnat Evi” diye anılan ev, bu şekilde inşa edilir.

Nehrin kenarında yine bir Osmanlı camisi karşılıyor sizi. Saraybosna’nın en güzel camisi olan Fatih Camii, 1463’te Bosna’yı Osmanlı topraklarına katan Fatih Sultan Mehmet’e armağan olarak yapılmıştır. Boşnak’lar bu camiye “Hünkâr Camii” diyorlar.

Bu güzel eserleri gördükten sonra arabamıza biniyoruz ve Boşnak’ların efsane lideri Aliya İzzet Begoviç’in kabrine gidiyoruz. Bosna-Hersek için çok mücadele eden bu insan “Bilge Kral” diye nam salmış. Kabri de Saraybosna şehitliğindedir. Bu şehitlikte bulunan insanların çoğu 1993 yılında Sırp’ların hunharca saldırıları sonucunda şehit düşmüşler. Bu kabirde 1700 şehit yatmaktadır. Şehitlere ve Merhuma birer Fatiha okuyup, şehitlikten ayrılıyoruz.

Bosna-Hersek tarihi dokusuyla insanı büyülediği gibi doğasıyla da insanı etkiliyor. Bu ülkede çıplak arazi neredeyse yok. Her taraf yeşillik, orman… Ayrıca her şehrinde bir nehir akıyor. Saraybosna’da yeşilin bin bir tonunu barındıran İgman Dağı’nın eteklerine gidiyoruz. Adeta cennetten bir parça gibi… Her tarafta ırmaklar akıyor. Doğal bir park burası. Piknik yapılmasına izin verilmiyor. Sadece gezip ortamın havasını teneffüs ediyorsunuz ve bol bol fotoğraf çektiriyorsunuz. Saraybosna’da mutlaka görülmesi gereken bir yer.

Bosna’nın sembollerinden olan Mostar Köprüsü, yapıldığı şehre adını vermiş. Mimar Sinan’ın talebesi Mimar Hayreddin tarafından yaptırılan Mostar Köprüsü, savaşta en ağır  darbeyi alan tarihi eserlerden biri. Ne yazık ki bombalarla bu köprü yıkılıyor. Daha sonra güzel ülkem Türkiye tarafından onarılıyor ve eskisi gibi tazeliğini yeniden kazanıyor. “Taş Kesilmiş Ay” diye tasvir edilen Mostar Köprüsü altından akan nehirle bakmaya doyamayacağınız bir manzara oluşturuyor.

?

Mostar yakınlarında bulunan Blagay köyüne doğru yöneliyoruz. Burayı meşhur eden ise Alperenler Tekkesi’dir. Safranbolu evlerine benzeyen dergâhıyla bu tekke, Buna nehrinin yeryüzüne çıktığı yerin hemen yanında. Bu tekkenin balkonundan muhteşem manzarayı seyre dalıp ecdadımızın ne kadar güzel işlere imza attığını düşünüyorsunuz ve tarihin koridorlarına dalıp gidiyorsunuz. Burada bir alabalık ziyafetinden sonra bir Osmanlı köyü olan Poçitel’e hareket ediyoruz. Cami, medrese, saat kulesi, kale, hanı, hamamı ve kahvesiyle bir Anadolu köyü olan Poçitel farklı duygular uyandırıyor insanda.

Sırada Travnik şehri var. Buraya “Vezirler Şehri ve Minareler Şehri” de deniliyor. Saraybosna’dan hareket ediyoruz ve Bosna Nehri’ne paralel olarak yeşillikleri seyrede seyrede yol alıyoruz. Yol boyunca camiler görüyoruz. Kendinizi Karadeniz’de zannediyorsunuz bir an. Sağımızda nehir solumuzda orman…

Tarihi Travnik şehri Fatih S. Mehmet zamanında  fethedilmiş. Bosna Hersek eyaletinin merkezi olmuş. Avrupa’nın uç noktalarına sefer düzenlenirken Osmanlı orduları bu şehirde hazırlanmış. Bu şehirde birçok devlet adamı yetişmiş. Taravnikli 70 vezir Devlet-i Aliye’ye hizmet etmiş. Osmanlının yaptırdığı Travnik kalesine çıkıyoruz. Kaleye çıkarken, bu şehrin sokaklarında yine camilere rastlıyorsunuz. Tarihi kaleye uzanan yolda “Musalla Sokağı, Hendek Sokak, Varoş Sokak” gibi Türkçe isimli sokaklar bulunuyor. Yine bu yol üzerinde ecdat yadigarı Muhsinzade Mehmet Paşa Camii (1787) sizi mütevazi haliyle karşılıyor. Osmanlı, burayı da maneviyatla donatmış. Kaleye ulaştığımızda kalenin şehre tepeden hâkim olduğunu görüyoruz. Manzara harika! İnsanın hiç ayrılası gelmiyor buralardan.

Bosna-Hersek,  şehir şehir, köy köy gezilip görülecek bir yer. Anlatmakla bitiremeyiz.. Fatih Sultan Mehmet Korosu’nun muhteşem kadrosundan dinlediğimiz ilahilerin bizi mest etmesini, zulme uğrayan Boşnak’ların anıt köyünü, lezetli Boşnak dolmaları ve baklavasını, savaşta stratejik öneme sahip tüneli, tarihi kütüphaneyi, daha birçok güzellikleri sadece anıp yazıma noktayı koymak istiyorum. Biz 3 gece 4 gün kalıyoruz bu güzel ülkede; ama gezilecek birçok yeri  gezemeden dönüş hazırlıklarına başlıyoruz. Fırsat bulduğunuz anda bu Osmanlı yadigarı ülkeye mutlaka gidin, bütün işlerinizi askıya alın ve 3-5 gün de olsa bu doğa harikası Balkan Ülkesini gezmeyi ihmal etmeyin.

Leave a Response